BU YAZI ÖNCE ŞAHSIM İÇİN SONRA ANA ARI ÜRETİCİLERİ İÇİN YAZILMI

Arıcılarımız,ekemeğini en zor kazanan meslek gruplarından bir tanesi olup,bizler sıcak evimizde,yumuşak yatağımızda yatarken onlar,kurtlarla, yaban domuzlarıyla aynı mekanları paylaşmaktadır.Sabah yatağını toplarken,akreple yılanla karşılaşmakta, ekmeğinin arasında adını bile bilmediği böcekler dolaşmaktadır.Aylarca dağ başlarında helal rızıkları için alın teri döküp,çocuklarına ekmek parası kazanma mücadelesi veren eli ayağı öpülesi insanlardır.

            Bu mübarek insanlara hizmet sunan bizler,onların bizden ücreti mukabili istediği hizmeti kusursuz sunmak gibi vicdani, ahlaki ve insanı bir mesuliyetimiz var.

            Kime sorarsak herkes çok dürüst. Kimsenin “ayranı ekşi” değil.

            2011 yılından beri ana arı ve arıcılık ekipmanları  ticareti yapan bir insan olarak gördüğüm bir gerçek var ki,arıcılarımız aç gözlü bazı tüccarlarımız tarafından bolca istismar edilmekte ve adeta sömürülmektedir.Arıcı bunun farkında olmayabilir.Bir insanın saflığından, bilgisizliğinden hukukunu müdafaa edemiyor oluşundan faydalanmaya hangi insanım diyen insanın vicdanı razı olabilir?Kazancı kan ekmeği olan arıcının bedelini ödediği hizmeti layıkıyla alamıyor oluşuna; vicdanı ölmemiş, insafı kurumamış ise,Allah’dan korkuyor, kuldan utanıyor ise, ticari etik gereği bile hemen çare üretmesi gerekmez mi?

            Adam  69 tane ana arı gönderiyor, 38 tanesi yumurtlamadığı için öldürülüyor.Durumdan haberdar ediyoruz. Utanmadan küstahça dürüstlük edebiyatı yapıyor. “Benim analarımı canlı olmak şartı ile iade edin paranızı iade edeyim” diyor.Şirretliğe bakar mısınız?Arıcı otun çöpün içinden ölmüş ana toplayacak canlı olarak beyefendiye iade edecek!

            Bir başkası komple çiftleşmemiş ana gönderiyor.

            Bir digeri İtalyan istiyorsun Karniyol gönderiyor

            Bir karektersiz erkek arıları boyayıp ana arı diye gönderiyor hem de Salihli Bal Üreticileri birlik başkanına.Cesarete  bakın!

            Kimi, vaktinde göndermiyor.Kusura bakmayın. Affınıza sığınıyorum ama yazacağım.”Bayram bittikten sonra kınayı…..”

            Kimi, kim çok para verirse az para vereni erteler üç kuruşa müşterisini satar.

            Bir başkası 80 liraya 150 liraya sözüm ona ana arı satar.Sömürüye tavan yaptırır.

            Kimi orijinal karniyol İtalyan ve Belfast üretir.

            Bir başkası  Ocak ayında 15 liraya ana satar toplar parayı tüyer.”Firmamız iflas etti” der her sene yeni isimle piyasaya çıkar birkere daha dolandırır arıcıyı.

            Yalan, dolan, hile, entrika şaklabanlık, sahtekarlık,takla… gırla.

            Birde yalan yere yeminler var. Aman Allah’ım.

            Senaryo yazmıyorum.Kimseye iftira etmiyorum.Bunlar ana arı ticaretinde sürekli görülen durumlar! Salihli olayı dışındakileri bizzat yaşamış insanım.Halüpürmlalimiz bu.Neler oluyor Allah aşkına?

            Bu insanlar, nasıl kazandıklarını çocuklarına helal rızık diye götürürler?

            Bizim Ahilik gibi geleneğimiz vardı ne oldu ona?

            Hani müşteri bizim velinimetimizdi?

            Ne oldu bizim yüksek ahlakımıza?

            Üzümünü yediği bağın asmasına para takan şanlı geçmişin, şerefli ecdadın evlatları! O ecdat bu gün bizi görme imkanına sahip olsa  bizlerin yüzüne tükürür. Nerden çıkmış bu “şerefsizler” diyerek bizi evlatlıktan reddder.

            Sözle ifade edilen dürüstlüğü bütün anacılardan şahsen iş yaparken de göstermelerini bekliyorum.Benim gibi arıcılarda bekliyor.Eşleriniz çocuklarınız analarınız babalarınızda bekliyor.Helal lokma onlarında hakkı.

            Kızmaca yok.

Kimseyi hedef tahtasına koymadım.Adres vermedim.Yaşadıklarımdan hareketle ben bir elbise diktim.Ortaya bıraktım.Buyursun kime uyuyorsa o giysin.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !