KOVANA KAT VE ÇERÇEVE VERME İŞLEMLERİ

 

             Arılar çalışmalarını ilerlettikçe sıkışacak ve arıcı çerçeve vererek onu rahatlatacaktır. Böylece hem  ana arı yeni yumurtlama yeri bulurken diğer arılarda bal ve polen stoklayacakları yeni alanlara kavuşacaklar.Arıcının istediği de bu dur  zaten .Arı çalışsın çıta istesin, kat istesin.

             Erken ilkbaharda arıların çıta kabartması hava şartlarının  olumsuz gitmesinden dolayı  genelde görülmez. Bu durumda arıcı geçen yıldan bu günler için hazırladığı kabarmış petekleri vrmelidir.İlk ihtiyaç zamanlarında koyu renki petekler tercih edilirken zamanla peteklerin rengi açılarak normal doğal renginde petek verme süreci devam etmelidir.

           Beli bir dönem gelirki arıala kenerlara ve bnoşluklara dalak yapmaya başlamışlardır. Sıkışıp kenar çıtalardan  taşmışlarır. Bu durumlarda yapılması gereken, havalarında ısınmasıyla birlikte ham mum diye ifade ettiğimiz kimilerini klavuz petek olarak isimlendirdiği temel peteklerden hazırlanmış  mumlar verilmelidir.

        Bir çok insan temel peteklerin takılmasını bir sorun olarak görür.  Kimileride keyifli bir uğraş olarak . Her iki görüşte olanlar  kendilerince haklılar tabi.Bir konuyu öğreninceye  kadar  konu  hakkındaki olumsuz düşüncelerinde etkisiyle     “ya başaramzasam ?”endişesi taşıyor.

Bu iş için en kolay öğrenme yöntemi: Hiç utanmaya çekinmeye gerek yok.Civarınızda mutlaka bir arıcı vardır. İki  km  ötenizde yoksa  yirmi km. ötenizde  bir arıcı var.Alın çıtanızı, mumunuzu, mahmuzunuzu telinzi, mum kalıbınızı.Gidin arıcı arkadşamızın yanına . Çok değil bir ikitene tel taksa, bir iki mum yapıştırsa size gösterse sorun biter. Sonrada  “yapamadığım  şeye bak” der kendi kendinize gülersiniz.

           Bu konuda bir çok özel mesaj alıyoruz.. Kimileri telefon ediyor.Arıcılık öyle bir şeyki teorik ve pratik ikisi bir arada yürümeli.tek başına biri diğerisiz hep eksik, hep yeni yeni hatalara müsait. O yüzden Arıcılıkta usta çarak ilişkisi olabileceği gibi, kitap dergi, blog, web sitesi  takipleri mutlaka olmalı.Hatta konferansı, semineri,fuarı…. Konuyla ilgili hiçbir şey önemsiz görülmeden her gün yeni bir şeyler öğrenmeli ve arıcı yenilenmelidir. Tıpkı vücüdümuz  gibi. Her altı aydabir arıcı kabuk değiştirmeli yeni donanımlarla bezenmeli.İyi bir arıcı olmak istiyorsanız, büyük hayalleriniz var, gerçekçi hedeflere doğru ilerlemek isityorsanız tabi. “Adam iki kovan ar, olursa olur olmazsa olmaz.” Diyecekseniz. Onuda siz bilirsiniz.

          Hazırladığınız çıtaları kovanlara verdiniz ve çıtasayısı on’ a ulaştı; sizi yeni bir süreç bekliyor: Bakllık atma süreci.Tabi hemen ballık atmayacaksınız.

 

                                          

BALLIK

 

 

          Ohhh!

          Ad bile güzel ,ballık.Bir anda insanın yüzünde gülücükler açmaması mümkün değil.

          Kat verme, ilave atma, ballık koyma bu tür  ifadelerin tek anlamı vardır: Kulıuçkalıktaki çıtalarınız dolmuş, dokuzuncu çıtada yavru görülmüş ve sizin üst kata çıkma vaktiniz gelmiş demektir.  Vaktimiz geldiğine göre hemen ballığı verebilir miyiz? Önce yapmamız gerekenler var:

      Ballık atacağımız kovanın kapağını açıyoruz ve kapağı ilave vereceğimiz kovanın sağ yada sol tarafına en yakın noktaya kapağın içi gök yüzüne bakacak şekilde ters olarak koyuyoruz.Ballığıda getirp bu kapağın üzerine koyuyoruz. Niçin böyle yaptık?Biraz sonra ballığın içine yerleştireceğimiz ve geçici olarak koymak zorunda olduğumuz çıtalarda ana vars ise  hariç bir yre düşmesin diye.Arıcılığa yeni başlayanların  bu tür çalışmalarda en çok yaptıkları yanlış ana arıyı düşürmek yada çıtalar arasına kıstırmak suretiyle yok etmek şeklinde oluyor.Bu nedenle ana arıyı koruyucu tedbirlere azami seviyede dikkat etmeliyiz.

            Kovanımızın dokuzuncu çıtasını çekip bakıyoruz. Günlük yumurta var mı ? Var. Eğer yok ise genel mevcuda ve gidişe bakarız. Arı mevcudu  yoğun olarak kovan içini  doldurmuş ise sekizinci çıtada   günlük yavru var, dokuza geçmesi an meselesi ise bu  durumda da ballık atma işlemi yapılabilir.

Dokuzuncu çıtada  yavruyu gördükten Kapalı gözlü   yavrulu iki çıtayı alarak ballığa koyuyoruz..Diğer çıtalarda ana memesi olup olmadığını kontrol ediyor ve sıralamasını bozmamaya dikkat ederek tekrar eski yerlerine koyuyoruz.İki ve dokuzuncu çıtaların geleceği yerlerideke çıtaları sağa ve sola  kaydırarak iki tane çıta yeri açıyoruz. Elimideki ham mumlardan birisini ikinci çıta olacak şekilde, diğerinide dokuyzuncu  çıta olacak şekilde yerleştiriyoruz.Çıtalar üzerinde dalak benzeri çıkıntılar var ise onları kazıyarak alıyoruz.Bunları almaz isek ikinci kattaki çıtalarla bağlantı kurar yani bu mumları bir çeşit merdiven olarak kullanır ve aralardaki boşlukları petek örerek dolduruur bal depolar. Hasat sırasında bu almadığımız mumlar bize bir çok sıkıntı yaşatır.Buralara depolanmış ballar akacak , kopacak sızacak, damlayacak. Bunun sonucu olarakta arılar yağma teşebbüsünde bulunacaklar.Arı saldırıları artacak.Vb.

 

           Ballığı alıyor kuluçkalık üzeine  yerleştiriyoruz. Yerleştirme sırasında kuluçkalıkta kenarlara yıpılan arıları arıcı fırçası yada yumuşak bir şeyle kovan içine süpürüyoruz. Bunlar da yok ise körük ile hava ve duman püskürtetek ballık altında kalıp ezilmemeleri için arıaları kuluçkalığa yönlendiriyoruz.

Kuluçkalığımız yerleştirdik. Bu durumda kuluçkalıktan ikitane kapalı gözlü yavru aldık ve iki ve dokuz numaralı çıtaları ham mumlu olarak yerleştirmiş olduk.

Ballığımıza varsa  ki  var olmalı kabarmış  mumlu çıta takviyesi yapmalıyız.

Bir numaraya kabarmış mumlu çıta, iki numaraya ham mumlu çıta ,üç ve dört numaraya kapalı gözlü yavrulu çıta, beş numaraya yine  kabarmış mumlu çıta veriyoruz.Verilen ham mumlar kabardıkça  baştan iki, sondan ikinci sırada olacak şekilde ham mum vermeye devam edeceğiz.Eğer mumu birden fazla vereceksek Hem baştan ikiye hemde sondan  ikiye ham mum veriyoruz. Birtane vereceksek sondan ikiyi tercih ediyoruz.

Böylece ilave atma işinin birinci aşamasını tamamlamış oluyoruz.Ballık dolup onuncu çıtaya ulaştığında ikinci katı gerekmesi halinde mecburen atacağız.Şimdilik birinci katta duralım.

 

Her zaman söyleriz. Arıcılkta 2x2= 4 değildir. Bu bazen 5 olur bazen 3 olur,altı yedi olurken, kimi zamanda 2,3 olur.Yaptığımız tarif bizim kendi uygulamamız.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.Bizimkide böyle.Ama şunu söyleyelim ki, sıradan ve  rast gele bir uygulama değil anlattıklarımız.okunmuş incelenmiş onlarca makale ve kitapla beslenerek böyle bir uygulamayı yürütüyoruz.

 

 

Yorum Yaz